31 Ocak 2016 Pazar

“Ayaküstü Kahve”

Küçükpark / Bornova

     Ayaküstü Kahve, İzmir'de 4 şubesi bulunan şirin, içten ve kahvenin hakkını veren bir işletme. Genellikle Yaşar'la ben okulumuzdan dolayı Küçükpark'ta yer alan Ayaküstü'nde vakit geçiriyoruz. Burası için ilk söylenmesi gereken şey çalışanlarının içtenlikleri ve sizi yıllardır tanıyorlarmış gibi kapıdan girdiğiniz an sıcak karşılamaları. 



      Butik konsept ile varlığını sürdüren Ayaküstü, gerçekten kaliteli kahvenin ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Sadece iyi kahve yapmıyorlar; kahve konusunda saatlerce sohbet de edebileceğiniz insanlar Ayaküstü çalışanları. Biz bi keresinde yarım saate yakın sadece kahve hakkında sohbet ettiğimizi hatırlıyoruz. 30 çeşit kahveyi bünyesinde barındıran Ayaküstü, kahve olarak lavazza'yı tercih ediyor. Yaşar'la bizim favorimiz olan Miko'nun da burada satışı bulunduğunu gördüğümüzde çok sevinmiştik. Ayaküstü Kahve'nin adına da tam olarak burada değinebiliriz. Take away seçeneği ile isterseniz kahvenizi alıp gidebilirsiniz. 



      Butik bir işletme olması ortamı samimi kılıyor. Çalışanlar, çok güleryüzlü ve size müşteriden ziyade arkadaşları gibi davranıyor. Ders çalışmak için ve arkadaşlarla buluşma noktası oluşturmak için doğru bir adres Ayaküstü. Dinlendirici müzikleri ve sakin ortamı nedeniyle bizim çok kez ders çalışmak için tercih etmişliğimiz var bu butik işletmeyi. "Ders çalışan arkadaşlarımıza tatlılar bizden" diyerek bir kaç defa enfes tatlılarından ikram etmeleri ise çok "tatlı" bir jestti. ☺



     En sevimli özelliklerinden birisi de yemek sepetinden sıcak-soğuk kahve siparişi verebiliyor olmanız. Bornova'da bir evim olsaydı kesinlikle lezzetli ve enfes aromalı filtre kahvelerinden dayanamayıp evime sipariş ederdim.☺ Bunun dışında dikkatinizi çekebileceğini düşündüğüm için resmi web sitelerini de paylaşıyorum. Daha detaylı bilgi almak isterseniz ziyaret edebilirsiniz.☺ http://www.ayakustukahve.com/



Adres: Süvari Caddesi, No:38/A 35100, Bornova, İzmir, Türkiye, 35040 Bornova, İzmir

28 Ocak 2016 Perşembe

“Apro Food Bar”

Balçova / İzmir

     Apro Food Bar, Balçova'da Sakarya Caddesi üzerinde yer alan oldukça küçük ve mütevazi bir işletme. Çalışan arkdaşlarla sohbet etme imkanı yakalayıp "Neden Apro?" diye sorduğumuzda İtalyanca'da "açık" anlamına geldiğini söylediler. Sizin de bu sevimli ambiyans içerisinde bulunmaktan en az bizim kadar keyif alacağınızdan eminiz.

     Ekonomi Üniversitesi'ne yakınlığı bulunan bu işletme, ders çalışmak için veya buluşmalar için çok doğru bir nokta. Menüsünde kahvaltı, sandviçler, salatalar, tatlılar, sıcak-soğuk içeçecekler, et ve tavuk yemekleri bulundurmakta. Özellikle, "Apro Sandviç" tavsiye listesinde zirveyi oynayan yemeklerden. Biz Yaşar'la filtre kahve bağımlısı bir çift olarak tabi ki filtre kahveye yöneldik ve başarılı bulduk. Yiyecek ve içeceklerde fiyat - kalite dengesi de gayet yerinde.


     Apro'nun bir diğer dikkat çekilmesi gereken özelliği ise, yemek sepetinden Apro yemeklerini evinizden de sipariş edebilme imkanınız. Yemek sepeti kapanana kadar servislerini açık bırakmaktalar. Bu da sanırım ortalama akşam 9 civarı oluyor. Şirin, kese kağıdından hallice poşetlerinde, siparişlerinizi ayağınıza kadar getiriyorlar. Poşetin üzerine tatlı mahiyetinde asılmış gingerbread kurabiyeler görürseniz şaşırmayın. Çünkü Apro, sizin yerinize yemeğinizin üstüne yiyeceğiniz tatlıyı da düşünüyor.


     Dekorasyonuna gelecek olursak, en sevimli unsur burada devreye giriyor. Ağırlıklı olarak sarı tonlarının hakim olduğu Apro'da renkli kuru kafa tabloları, modern restaurant dekorasyonuna uygun olarak kullanılan rustik ampuller, özgün aplikler, sarı panjurlar ve en en en güzeli ise bir salıncak! Evet, kahvenizi yudumlarken veya arkadaşlarınızla sohbet ederken bu şirin salıncakta oturmak isteyebilirsiniz. Biz çok sevdik. Siz de Apro Food Bar'ı gelin, görün, sevin.

Adres: Sakarya Caddesi, 237, Fevzi Çakmak, Balçova, İzmir

26 Ocak 2016 Salı

“Cafe Le Petit”

Ayvalık / Balıkesir

     Bugün sizlere bizim için çok özel bir yeri olan Küçük Prens kafesinden bahsedeceğim. Seda ile plan yapmanın en sevdiğim yanı, gideceğimiz yerle ilgili aylar öncesinden bir araştırmaya girişiyor olması. Daha oraya gitmeden nerede ne yiyeceğimiz, neyinin meşhur olduğu, hangi saatlerde neler yapılabileceği konusunda fikir sahibi olabiliyoruz. Ayvalık tatili de böyle bir ar-ge çalışması sonucunda şekillenmişti. Ve bu tatili en özel kılan yerlerden biri de Cafe Le Petit oldu. Küçük Prens bizim için çok farkı anlamlar taşımakla birlikte aramızdaki küçük, tatlı tesadüflerin de en sevimlisiydi. Küçük Prens kafesi aramızdaki bu tesadüflerin yaz tatilimize sıçradığı ayağını oluşturuyordu.



     Daha bir mekana gitmeden ilk önce adını duyarız. Eğer adı hoşumuza gider ve bizde bir şeyler uyandırabilirse o yer bir sıfır önde başlar bizim için. Cafe Le Petit bu kulvarda bence en başarılısı. Akşam yemeğinden sonra Küçük Prens kafesini aramaya koyulduğumuzda böylesine güzel bir konumda olacağını hiç tatmin etmemiştim. Ayvalık ana caddesinden aşağı denize doğru yürürken, üç katlı bir binanın köşesinde bütün mütevaziliği ile bizi karşıladı. Mekanın içerisinde düşünülmüş küçük ayrıntılar bu ufak yerin kendine has bir güzellik katmasını sağlamış. Duvarlarında 60'lardan kalma "Ses" dergileri, kapının karşısında sizi karşılayan ahşap bar ve raflarda özenle dizilmiş kavanozlar, apliklerle sağlanan loş aydınlatma... Güzel bir yaz akşamını geçirmek için daha güzel bir yer olamazdı sanırım.



    Kapının girişinde güzel çiçeklerle çevrili bahçesinde oturduğumuz Cafe Le Petit'in en sevdiğimiz yanı menüsü oldu. Menü kapağında ve sayfalarında yer alan Küçük Prens yazıları ve illüstrasyonlar mekanın sevimliliğine sevimlilik katmış. Geniş bir menüsü olan Cafe Le Petit'de isterseniz sabah kahvaltısı yapabilir, isterseniz kahvelerinin tadına bakarken yanında küçük atıştırmalıklardan tadabilirsiniz. Alkol servisinin de bulunduğu Küçük Prens'de yerli ve yabancı bir çok içkiyi bulmak mümkün. Biz bira içmeyi tercih ederken yanında bakır kaplarda getirdikleri leblebi ve bira bardaklarına kesinlikle bayıldık. Klasik bira bardaklarının aksine ince camdan su bardağı görünümündeki bardakları çok hoşumuza gitti. Tavsiye üzerine denediğimiz zencefilli, tarçınlı kurabiyeleri ise son noktaydı. İki tadın bir arada bu kadar güzel durduğu başka bir şey kesinlikle olamaz.


     Çalışanları, ayağınızın altında dolaşan kedileri, hoş müzikleri, ferah oturma alanı ve güzel tatları ile Cafe Le Petit Ayvalık tatilimizin en güzel duraklarından birisi oldu. Ayrı bir önem vererek ziyaret ettiğimiz Küçük Prens cafe bizdeki önemini arttırarak hafızamızda güzel bir yer edindi. Ayvalık'a yolunuz düşerse biraz soluklanıp kurabiyelerinden tatmak için mutlaka uğrayın.

Adres: Fevzi Pasa Mah. Gazinolar Cad. 9/4 C 10400 Balıkesir / Ayvalık

24 Ocak 2016 Pazar

“Kvcii”

Ayvalık / Balıkesir

     Ayvalık tatili esnasında aşık olduğumuz mekanların başını Kvcii çekiyor. Biz bu mekanın ismini "kivici" diye okuduk, öyle öğrendik, öyle de kaldı. Ancak, çalışanlarıyla hoş bir sohbet sonrası "Kahveci"'nin sessiz harflerini kullanarak bi kısaltma yaptıklarını öğrendik. Olsun. Bizim için orası kivici!



     Kvcii, dekorasyonuyla, tarzıyla ve lezzetiyle konsept mekanın dibi diyebiliriz. Demir işlemeli eski bir kapı ve basamaklarında mumlarla sizi karşılıyor. Bana göre, Kvcii'nin kendine has dekorasyon anlayışı; konsepti. Bu dekorasyonu yiyecek ve içeceklerinin üzerinde de kullanmayı başarabilmiş özgün bir mekan. Biz açıkçası Ayvalık'ı çok "şehirle tatil kasabası arasında kalmış bir yer" olarak bulduk ve ağız tadımıza göre çok mekan bulamayacağımızı düşünmüştük. Ancak, Kvcii, bu tezimizi "lönk!" diye yıktı. Eğer Ayvalık'ta güzel müzikler dinlerken, kahvemi içeyim de kafamı dağıtayım diyorsanız burası tam da bu mood için biçilmiş bir kaftan. Zaten onlar da kendilerini "Best Coffee in Town" olarak nitelendiriyorlar. Siz düşünün artık bu iddianın ardında yatan lezzeti.


     Dekorasyonunu ele aldığımızda; az önce bahsettiğim o demir işlemeli kapı ve basamaklarında duran şirin mumlarla birlikte orada oturup sohbet eden insanlar bile gördüm. Çünkü, her yeri ayrı keyifli Kvcii'nin. Kapıdan içeriye girdiğinizde heybetli bir kütükten sarkıtılmış rustik ampüller ilk dikkatinizi çekecek şey olabilir. Bunun dışında, kendi evinizin salonunda oturuyormuş gibi hissedebileceğiniz, çok zevkli döşenmiş bir oturma alanı var içeride. Kış aylarında orada bulunmuş olsaydım, kesinlikle o köşeyi tercih ederdim. Biraz kış köşesi gibi yani anlayacağınız. Abajurlar, tuğla duvarlar, demir plakalar ve tablolar içeride ve dışarıda duvarları renklendiriyor. İçerideki duvarda asılı bir bisiklet dekoru da en sevimli ayrıntılardan birisi. Çok güzel bir playlist skalası olduğuna da değinmeden geçemeyeceğim. 


     Biz temmuzun kavurucu sıcağında orada bulunduğumuz için Kvcii Lemonade"'i denedik ve resmen aşık olduk. Vintage bardak altlıkları, limonatanın içerisinde verilen taze meyveler... Hepsi harikaydı. Bunun dışında Kvcii'nin kendilerine özgü kavanozda tatlıları var ki kesinlikle denenmesi gereken türden. Bu şirin ve lezzetli tatlıların ismi ise mekanın adını aratmayan cinsten. "Kvcii Kvnz"


     İçten çalışanlarıyla ve sahibiyle sohbet etmek için ve Ayvalık'ın kalabalığından bir saatliğine de olsa uzaklaşıp lezzetli birşeyler yiyip içmek isterseniz, açık adres aşağıdadır.



Adres: Ismetpasa Mahallesi Cumhuriyet Cd No 53,Ayvalık, Türkiye

23 Ocak 2016 Cumartesi

“Eolya Boutique Hotel”

Ayvalık / Balıkesir

     Geçen yaz gerçekleştirdiğimiz Ayvalık - Cunda rotamızın konaklama noktası Eolya Boutique Hotel'di. Büyük uğraşlar sonucu içimize en çok bu şirin ve konsept otel sinmişti. Ve tatilimiz boyunca da ne kadar doğru bir karar verdiğimizi defalarca anladık. 


     Ayvalık'ın merkezinde, çok canlı bir noktada yer alıyor olması Eolya'nın en büyük artısı. Sahile, restaurantlara ve alışveriş mağazalarına inmeniz 5 dakika. Şirin, dar bir sokağa sapıyorsunuz ve 108 yıllık tarihiyle sizi karşılayan bir Rum Evi ile karşılaşıyorsunuz. Böylelikle artık çift olarak "rum evi fetişi"mizin ne boyutta olduğunu anladınız diye düşünüyorum.☺ 


     Eolya'yı şirin mi şirin bir kadın olan Erinç Abla işletiyor. Bir de sevimli kızı Damla ile Erinç Abla'nın eski bir dostu olan Ayfer Abla da onlara yardımcı oluyor. Türk kahvenizi yudumlarken, Eolya'nın avlusunda oturup bu şirin insanlarla çok keyifli bir sohbet geçireceğinizi garanti edebilirim. Hatta öyle ki Erinç Abla, bize Cunda'da ve Ayvalık'ta gitmemiz için çok güzel yerler bile önerip tatilimizi biraz daha güzelleştirdi.

     Eolya'nın konsepti; her odanın ayrı bir konsepte sahip olması. Ve her konseptin bir renge sahip olması. Odaları;mavi oda, mor oda, pembe oda, yeşil oda şeklinde. Bir de Damla'nın ders çalışıp oyunlar oynadığı şirin mi şirin bir odası var.Yani, bu 4 renkli odadan birini seçebileceğiniz küçük ve butik bir otel burası. Bu arada, biz pembe odayı seçtik☺.



     Bu eski Rum Binası, Erinç Abla'nın büyük çabaları sonucunda aslına uygun olarak neredeyse kusursuz bir şekilde restore edilmiş. Mor odanın cumbası, mavi odanın terası... Hepsi binanın tarihi dokusuna sahip çıkmış ögeler. Odaların tasarımı için bir mimarla çalışan Erinç Abla, çok dekoratif ve ergonomik unsurları bir arada kullanmayı başarmış. Heybetli, demir işlemeli bir kapıdan giriyorsunuz ve o anda kendinizi evinizdeymiş gibi hissediyorsunuz. Hatta kendinizi o kadar evinizde hissediyorsunuz ki, Erinç Abla ya size terlik veriyor ya da galoş☺. Arkasında küçücük, tüm gününüzü orada aylaklık yaparak geçirmek isteyeceğiniz, bembeyaz bir avlu mevcut. İçeri girip yemekler yapmak isteyeceğiniz inanılmaz tatlı bir mutfakları da var. Odalar üst katta yer alıyor. Kısaca, Eolya'nın samimiyetine, işletmecilerin misafirperverliği ve hoş sohbetine, binanın tarihi dokusuna ve şirin dekorasyonuna biz aşık olduk. Şiddetle sizi de aşık olmaya davet ediyorum!



     Biz Oda + Kahvaltı şeklinde rezervasyon yaptığımız için gerçek Ayvalık kahvaltısının ne demek olduğunu öğrendik. Sabahları Ayfer Abla'nın yaptığı Ege'nin otlarıyla harmanlanmış omletler, karadut reçeliyle Eolya'ya has kaymak lorunun muhteşem birleşimi, Ayvalık'a özgü çeşit çeşit lezzette zeytinler, zeytinyağları... Yaşar'la hayatımızın en lezzetli ve en sağlıklı kahvaltılarını Eolya'da konakladığımız sürede yedik. Özellikle o lor peynirinin tadı hala damağımızda.Tatilden döndükten sonra İzmir'de uzunca bir süre bir çok yerden lor alıp denedik. Sonuç: Hüsran☹. Eolya'daki gibisini bulamadık. Bi de bir kekler, börekler yapıp 5 çayı etkinliği düzenleniyor ki tadından ve keyfinden yenmez! Ayfer Ablacım, eğer bizi okuyorsan tekrardan eline koluna sağlık yahu yazarken iştahlandım! 




      Eolya'nın asma kattan oluşan bir de dinlenme odası var. Erinç Abla'nın harika kütüphanesi, sehpanın üzerinde yer alan çeşitli dergiler, mumlar, yayılmalık berjerler, televizyon ve ayaklı abajurlarla kafanızı dinlemek için çok uygun bir alan yaratılmış. Kendinizi evinizde gibi hissediyorsunuz derken bunu kastetmiştim. Yayılabileceğiniz koltuklar, ayakkabıyla içeriye girememeniz (girmek isteseniz bile sanki anneniz sizi yakalayacakmış ve azarlayacakmış gibi hızlı hızlı hareket etme düşüncesi), aile kahvaltıları, anne elinden çıkmış kurabiyeler ve gece kaçta gelirseniz gelin size dışarıya çıkmadan, otelin anahtarını veren Erinç Abla şirinliği. İşte bunlar hep Eolya. Yolunuz Ayvalık'a düşerse nerede kalacağınızı 1 dakika bile düşünmeden uğrayın.



Adres: Sakarya Mahallesi Cumhuriyet Caddesi 11.sk No:11, 10400, Ayvalık / Balıkesir

12 Ocak 2016 Salı

"Ladonna"

Balçova/İzmir

     Bu zamana kadar yediğiniz en iyi pizzanın adresini değiştirecek bir yerden bahsedeceğiz bugün sizlere. Yeni yeriniz Balçova'da tatlılığı ve şirinliğiyle göze çarpan İtalyan restoranı Ladonna olacaktır.


     İzmir'in güzel ilçelerinden Balçova aklınıza Avm'leri ve Teleferiği ile gelecektir. Ancak Ladonna, bu algının değişmesini sağlayabilecek lezzette yemeklere sahip. Bu küçük İtalyan restaurant, sadece Balçova'da oturanların değil İzmir'in bir çok noktasından gelen misafirlerin damak tadını değiştirmekte kararlı görünüyor. Ladonna'nın en iddialı olduğu kısmı mutfağı. Eğer Ladonna'ya çok aç gitmişseniz biraz daha acıkmaya hazırlıklı olun. Çünkü menüsünü gördükten sonra karar vermek imkansız hale geliyor. Biz Seda ile menüsünü incelemeye başladıktan ancak yarım saat sonra sipariş verebildik. O da çalışan arkadaşların güzel tavsiyeleri sonucunda. Çok geniş bir yemek yelpazesine sahip olan Ladonna'nın en özel seçkisi pizzaları. Klasik pizzalardan deniz mahsüllü pizzalara, vejeteryan pizzalardan özel yapım pizzalara aklınıza ne gelirse burada bulmanız mümkün. Eğer yeni tatlara açıksanız Ladonna tam size göre bir yer. Çünkü menüde görüp "Bu nasıl olabilir?" diyeceğiniz cinsten pizzalara sahipler. Muzlu pizzadan ananaslıya, enginarlı pizzadan kalamarlı ve midyeli pizzaya kadar sayamadığım daha onlarcası. Her damak zevkine hitap eden Ladonna, farklı lezzetleri de misafirlerine sevdirmeyi başarıyor. Seda ile uzun gayretler sonucunda köri soslu tavuklu-ananaslı ve biftek parçalı-pastırmalı pizzayı denedik. Sonuç ise muazzam oldu. Hayal dahi edemediğim ananas, pizzaya ancak bu kadar yakışabilirdi. Ananaslı pizzası kesinlikle ilk sıralarda denenmesi gereken bir lezzet. Tekrar gitme şansınız olursa muzlu ve körili pizzasını da denemenizi öneririz.


     Ladonna, pizzalarının yanı sıra ana yemekleri ile de bir harika. Özellikle beş peynirli ve mantarlı tavuk doldurması (Mamma mia) her bıçak darbesinde sizde farklı duygular uyandırabilir. Bunun yanında makarna, salata, wrap gibi seçenekleri de tercih edebilirsiniz. Sıcak ve soğuk içecekleri de menüsünde bulunduran Ladonna'nın tatlı ve pastaları ise kendi imalatları. 


     Ladonna, dekorasyonundaki küçük ama sevimli ayrıntılarla yemek yemeyi keyifli hale getirirken, fonda çalan gramofon ve mütevazi kitaplığı ile güzel bir gün geçirmenize yardımcı oluyor. Eğer yeni tatlara açık ve yemek yemeyi seviyorsanız bir an önce Ladonna'yı ziyaret edin.

Adres: Korutürk Mahallesi, Vali Hüseyin Öğütçen Cd. No: 29 Balçova, 35330 İzmir

11 Ocak 2016 Pazartesi

“Gönül Yazar Sokak”

Alsancak / İzmir

     Bu yazıda bir mekan değil de bir sokağı anlatıyor olmamın sebebi, bu sokağın zaten baştan sona konsept olması. Gönül Yazar Sokak, Alsancak'ta Garanti Sokağı diye tarif edebileceğimiz yer. Sokağa girdiğiniz anda kendinizi daha renkli bir dünyaya adım atmış gibi hissediyorsunuz. Yan yana farklı konseptlere sahip, birbirinden tatlı  mı tatlı mekanlar ve renklerle donatılmış bir sokak. Sokakta yer alan su boruları bile rengarenk boyanmış. Hiç bir köşesi unutulmadan her duvarı değerlendirilmiş, resmen bir sokağı sahiplenmiş işletmecilerin kolektifliği sonucunda, ortaya inanılmaz keyifli ve zevkli bir sokak çıkarılmış.


     Bu sokakta sırasıyla Nar, Mare, Baraka, Tenten, Alin ve sabırlı olup sokağın sonundan köşeyi dönerseniz de Münire sizi karşılıyor. 

     Nar; pop art dekorasyonuyla ve samimiyetten parçalamak isteyeceğiniz çalışanlarıyla sokakta sizi ilk karşılayan mekan oluyor. Sıcak şarabınızı veya biranızı çömlek bardaklarda içerken büyük keyif alacağınızı garanti edebilirim. Aslında sokaktaki tüm işletmeler konseptlerine uygun olarak çömlek bardakları tercih ediyor. Bu mekanların kesiştiği ve onları sevimli kılan noktalardan birisi sayılabilir. Nar'ın içerisine girdiğinizde iki berjerden, bir orta sehpadan ve bunların üstünde yer alan bir kitaplıktan oluşan köşeyi kendinize ayırmanızı tavsiye ederiz. Özellikle yağmurlu bir günde, hayata o pencereden bakmak çok keyifli oluyor. Küçük ve şirin nar şeklindeki dekoratif unsurlar da mekanın ismini aklınıza kazımanıza yardımcı oluyor. Bunun dışında birçok dergi, kitap ve fanzine ücretsiz olarak ulaşabileceğiniz bir alan yaratılmış Nar'da.





     Mare'ye geldiğimizde ise adından da anlayacağımız gibi "deniz" konseptli bir mekanla karşılaşıyoruz. Duvardaki su borularının yerini küçük kayıklar, tekneler, ağlar, dümenler deniz yıldızları, deniz kabukları ve tıpkı denizler gibi sonsuz birçok detay alıyor. Mekanın içeride zengin bir kütüphanesi var. Yine mekanın konseptine uygun olarak gemi dümeni şeklinde bakırdan kül tablaları Mare'ye çok yakışıyor. Mare'de de sıcak,soğuk içecek ve yemek menüsüne ulaşmanız mümkün. Çömlek bardakta biranızı yudumlarken yanında size şirin bir turşu ve zeytin tabağı da getiriyorlar. Biranın yanında zeytin ikram eden mekan sevilmez mi☺? Ayrıca mekanın müzik zevkinin de oldukça iyi olduğunu belirtmek isterim.



    Tenten, sizlerle paylaşmak istediğim bir diğer mekan. Burası için ilk olarak söylemek için can attığım şey; türk kahvesinin yanında renkli nazar boncukları getiriyorlar! Bana 2 tane getirdikleri için Tenten'e karşı sempatim ilk anda oluştu aslında.☺ Kafasını dinlemek isteyen herkesin mutlaka uğraması gereken bir mekan. Gayet sakin, uygun fiyatlara sahip ve kocaman bir kütüphanesi olan bir mekan burası. Berjer keyfini mekanın dışına taşıyan, yanına bir de abajur koyan, kütükleri sehpa olarak kullanan, ve bunların hepsini kendine çok yakıştıran, sokağın en kendine has mekanlarından birisi kesinlikle. Tenten, kütük altlık ve servisler, mumlar, rengarenk saksılar, kırmızı beyaz kareli masa örtüleri, yeşilçam karakterli kupaları ile kendi tarzını yansıtmakta. Ayrıca Tenten'in kütüphanesine 3 kitap getirene çay/kahve ücretsiz.



     Sokağın sonuna vardıysanız artık size Münire'yi de anlatabilirim. Münire, kendisine cafe denmesinden hoşlanmıyor. Kendilerini "eskici, kahveci, gazozcu" olarak adlandırıyorlar. İşletmecileriyle oturup keyifli bir sohbet geçirme şansına eriştik. Mekanın adının nereden geldiğini sorduğumuzda aldığımız cevap çok sevimliydi. "Babaanemin adı."


     Münire, içeride bir çok vintage, nostaljik ve antika eşyayı bulabileceğiniz hatta satın alabileceğiniz bir mekan. İçeride kocaman bir sokak lambası bile var ve önceden haber vermek koşuluyla gerçekten o sokak lambasını bile satın alabiliyorsunuz. Bir diğer özelliği ise Cincibir'den Zafer'e, Niğde'den Ufuk'a 32 çeşit gazozu burada bulabiliyor olmanız. Yanında getirilen leblebiler de şirinlik abidesi. Münire, saatlerce oturabileceğiniz bir mekan değil. Zaten 5 tane masası ya var ya yoktur. Çünkü, çok küçük ve antika eşyalarla ağzına kadar dolu bir mekan. İçeride tommiks dergiler, birinci sigara, eski radyo ve televizyonlar, daktilolar, analog ve polaroid fotoğraf makineleri hatta tavuklu saatler bile bulabilirsiniz. Biz Yaşar'la ziyaret ettiğimizde, 2.Dünya Savaşı'ndan kalma bir Nato mühimmat çantasıyla bile karşılaşmıştık. İşletmecileri, çok keyifli sohbet edebileceğiniz kişiler. Kendinize alacak yeni bir şeyler bulamazsanız, buraya gelip bir kaç eski parça alın derim.



     Gördüğünüz gibi bu sokak için kaç sayfa yazı yazsanız tam anlamıyla anlatmaya yetmiyor. Bir yerleri mutlaka eksik kalıyor. O yüzden, kendi pencerenizden bu şirin dünyaya bakmak için kararsız bir anınızda, tercihinizi bu sokaktan yana yapın derim!




Not: Ek olarak alıntı fotoğraflar da kullanılmıştır.

Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi, Gönül Yazar Sk. (Garanti Sokağı), Alsancak/İzmir

8 Ocak 2016 Cuma

“Yolo Art & Lounge”

Kemeraltı / İzmir    
 You Only Live Once

     Hayatınızda mutlaka görmeniz gereken bazı yerler vardır. İşte Yolo'nun adı da buradan geliyor. Ölmeden önce mutlaka uğramanız gereken o yerlerden biri.
     18.yy sonlarında İzmir. Kervanların konaklaması için Abacıoğlu ailesi tarafından yaptırılmış bir han. Hanın içerisinde 220 yıldır mimarisi ve tarihiyle ayakta durmayı başarmış, Kemeraltı'nın tarihi dokusuyla örtüşen bir yapı. İşte bu satırları size o yapının kalbinden yani Yolo'dan yazıyoruz.


     Biz, Yolo'nun sahipleri ile tanışma fırsatını yakaladığımız için kendimizi şanslı hissediyoruz. Onlarla uzun uzun sohbet etme ve bu mekanın hikayesini onların ağzından dinleme imkanı bulduk. Bir aile işletmesi olan Yolo, Baba ve oğlunun uzun arayışları sonrasında hayallerini gerçekleştirdiği bir mekan olarak karşımıza çıktı. Mart ayından beri açık olan Yolo, 9 ay gibi uzun bir restorasyon ve tasarım sürecinden geçerek şu anki haline kavuşmuş. İçeriye adım atmanızla birlikte tasarımına neden 9 ay harcandığını anlıyorsunuz. Her bir noktası çok ince düşünülmüş. Örneğin uzunca bir ağaç yontması masanın ayakları, ailenin babaannesinden yadigar kalan eski bir dikiş makinesinden oluşuyor. Ya da niş içerisine oturtulmuş Ermeni bir ustanın elinden çıkma bakır bir mangal, yaratıcılıkla birleşerek evye olarak tasarlanmış. Ve daha sayamadığımız, hikayesi olan birçok eşya, Yolo'nun dekorasyonunu oluşturan unsurlar.


     Sahipleri, bu 220 yıllık binayı bulduklarında, binanın tüm tarihi dokusu yok olmuş ve yıpratılmış bir haldeymiş. Uzun süren tadilatların asıl amacı, binayı eski orjinalliğine ve doğal görünümüne kavuşturmak olmuş. Ve bu amaçlarını çok iyi bir şekilde gerçekleştirmişler. Binanın geneline hakim olan taş duvarlar, ikinci katın zeminini oluşturan tahta tavan, duvarlarda yer alan nişler, ikinci katın çatısını oluşturan ve son örneklerini gördüğümüz tonos çatı ve 18.yy'a ait taç kapılar binanın aslına uygun olarak düzenlenmiş. Yolo'nun mimarisine uygun olarak dekorasyonda; gramofonlar, vintage ankesörlü telefonlar, doğrama odundan kolonlar ve ağaç detaylı merdiven korkuluklar kullanılmış.


     Yolo'nun misyonu sanatı hayatın her anına katmak. Bu amaç doğrultusunda binanın 2.katı sergi alanı olarak kullanılmakta. Her türden yeteneği ve sanatı sergilemeye imkan sağlayan işletme, 2.katta bambaşka bir dünya yaratmayı başarmış durumda. 


     Mutfaklarında kendi tariflerini yaratan Yolo'nun yemek menüsü oldukça geniş. Biz kremalı, mantarlı tavuk ızgara ile mantarlı, karamelize soğanlı hamburgerini denedik. Hayatımızda yediğimiz en başarılı lezzetler arasında yerlerini aldılar. Geniş yemek seçenekleri dışında tüm alkol ve sıcak içecek çeşitlerini de burada bulmanız mümkün. İthal ve yerli biralar, baileys, viski, şarap ve daha birçoğu.  Bunlar sadece bizim anlatabildiğimiz kısmı. O yüzden, bir an önce gelin ve bu şirin konsepte merhaba deyin.

Adres: Anafartalar Caddesi 228, Abacıoğlu Hanı, Kemeraltı, 35250 Konak, İzmir

7 Ocak 2016 Perşembe

“Elize Butik Mutfak”

     Narlıdere / İzmir

     Elize Butik Mutfak, Narlıdere'de Mithatpaşa Caddesi üzerinde yer alan şirin dekorasyonuyla mutlaka dikkatinizden kaçmayacak bir mekan. Dikkatinizden kaçmayacak. Çünkü Narlıdere, cafe kültürü zayıf kalmış bir bölge. Ve Elize de bu zayıflığı şirin görüntüsüyle doldurmaya çalışan mekanlardan birisi. 

     Butik mutfak sıfatını kendine gayet iyi yakıştırıyor Elize. Çünkü, ev yapımı bir çok yemeği bünyesinde barındırıyor. Sosyete mantısından şato burgere, isveç köftesinden kahvaltıya ve çeşitli atıştırmalıklara varasıya bir çok yemeği burada bulmanız mümkün. Biz hamburger ve makarnasını denemeyi tercih ettik. Hamburger köftesinin ev yapımı olduğunu daha ilk tadına baktığınız an anlıyorsunuz. Yanında yine ev yapımı rus salatası, yemeğinizin lezzetine farklı bir tat katıyor. Yemekleri sunuş biçimleri de gayet zevkli ve dekoratif. Yalnız buraya kesinlikle aç karnına gitmelisiniz! Çünkü yemekleri aşırı doyurucu! Ben makarnamı bitirdikten sonra uzunca bir süre hareket yetimi kaybettim. Yemek seçenekleri içerisinde sosyete mantısı zirveyi oynuyor. Denemeye değer.


     Bu şirin butik işletmede yemek menüsünün dışında tatlı olarak waffle ve suflesi de önerilenler arasında. Hiçbir şey yemeyip sadece içeçeceğini içip keyifli bir sohbet etmek isteyen kişiler için de çok uygun bir mekan. Çünkü, içecek menüsü de oldukça geniş. Üstelik fiyatları gerçekten mütevazi. Kısaca, bu şirin butik işletmede aradığınız herşeyi bulabilirsiniz.


     Son olarak değinmek istediğim şey ise tabi ki dekorasyon. Çünkü, Yaşar'la buraya yazdığımız her mekan, önce bizi dekorasyonuyla kendisine aşık ediyor. Elize'nin küçük detaylarla inanılmaz dokunuşlar yaratması benim en çok hoşuma giden şey oldu. Sarmaşıklara dolanmış, tahtadan, hoş bir bir giriş kapısı, renkli saksılar, çerçeveler, kuş kafesleri, mumlar... Ve çok keyifli bir oturma köşesi var benim bayıldığım. Elize'yi Elize yapan şey; tam olarak bunlar. Sakin ve keyifli bir kaçamak için mutlaka uğrayın.

Adres:Mithatpaşa Caddesi. 128-B, 35320 Narlıdere, İzmir

"Poetika"

Alsancak/İzmir

     Hayatının bir köşesinde her daim edebiyata yer verenler için bir mekandan bahsedeceğiz bugün sizlere. Alsancak'ın en güzel sokaklarından Can Yücel sokakta yer alan "Poetika".


     Poetika ismi, Aristotales'in sanat hakkındaki görüşlerini bir arada sunduğu ve şiir sanatı ile ilgili kuramları topladığı eserinden geliyor. Aynı zamanda İngilizce dilinde "poet" kelimesi "şair" anlamını karşılıyor.  Eminim ki Poetika'nın anlamını öğrendikten sonra oraya gidip görme hevesiniz fazlasıyla artacaktır. İsmi böylesine özenilerek seçilmiş bir mekanın konsepti şimdiden gözlerinizin önünde canlanmış olsa gerek. Poetika'nın en önemli avantajlarından biri Alsancak'ın karmaşasından uzakta olması. Arnavut kaldırımıyla, dar sokağıyla, birbirinden güzel mekanlarıyla sokağa girer girmez büyülenebiliyorsunuz. Poetika ise bu mekanlar içerisinde en mütevazisi. Sizi daha sokakta karşılamaya başlayan mekan içeriye adımınızı atmanızla birlikte sizi kendisine çekiyor. Kocaman tahta sehpalar, abajurlar, berjerler, dergiler ve kitaplar. Kafanızı kaldırdığınızda ağaçtan mükemmel bir tavan, tablolarla ve dekoratif eşyalarla süslendirilmiş duvarlar. Bu güzel görüntüyü ismiyle birlikte düşündüğünüzde her şey çok daha yerli yerine oturuyor. İsterseniz berjere ya da kanepeye yayılıp kitabınızı okuyabilirken, sevdiklerinizle içerideki ya da dışarıdaki masalarda keyifli sohbetlere de katılabilirsiniz.
            

     Oturduğunuz masaya garson, menünün yanında bir de şiir bırakırsa sakın şaşırmayın. Poetika'nın özenilerek seçilen ismi tam da bu noktada devreye giriyor. Her gün seçtikleri bir şaire ait şiirle güne başlayan Poetika, gün boyunca gelen misafirlerini günün şiiri ile karşılıyor. Seda ile Poetika'ya ilk gidişimizde, kadın garsonun masaya şiir bırakmasından ötürü tatlı bir sürtüşmemiz bile olmuştu. Siz neyin ne olduğunu bilerek giderseniz daha iyi olacaktır. Ayrıca işletme küçük ya da büyük çaplı birkaç derginin de dağıtımını üstlenmiş durumda. Çok kaliteli yayınlara buradan ulaşabilir ve göz gezdirme imkanı bulabilirsiniz.


     Bu mekanı her şeyin yanında güzel ve önemli kılan özelliklerinden biri de mutfağıdır. Menüsünde oldukça fazla seçeneğin bulunduğu, yemek yemeyi konseptinin içeriği ile keyifli hale getiren nadir mekanlardan biri. Yemekler doyuruculuğunun yanında fiyatları ile de çok uygun. Öğrenciler ve ucuza keyifli şekilde yemek yemek isteyenler için kesinlikle denenmesi gereken bir alternatif. Sıcak ve soğuk içecek yelpazesi ile de yemek keyfini taçlandırabileceğiniz bir konumda. Sanattan, şiirden, göz zevkinden ve menüsünden bahsetmişken müzikten söz açmamak olmaz. Çaldığı müziklerle ruhunuzu da doyurmayı başaran Poetika kimi zaman şarkılara eşlik etmenize kimi zamansa "Çok güzel bir parçaymış" demenize neden olacaktır.



Adres: Can Yücel Sk. No: 7/a Alsancak, İzmir

5 Ocak 2016 Salı

"No: 42"

Alsancak / İzmir

     Bu gece sizlerle paylaşacağım konsept mekan; "No:42". Adını sokak numarasından alan bu mekan Alsancak'ın kalbinde yer alıyor. Mekan, konseptini kendine has dekorasyonuyla ve ince detaylarla oluşturmuş durumda. Bu ince detaylar ağırlıklı olarak; plaklar, antika eşyalar, eski saatler, bolca kitap - dergi hatta nostaljik çevirmeli telefonlarla yaratılmış. Son zamanlarda çok sık karşılaşmaya başladığımız loft mimarinin çoğu öğesi de bu mekanda bir araya getirilmiş.





     Ben plak odasına, Yaşar kahvelerine aşık oldu No:42'nin. İkisinin de hakkını verdiklerini söylemeden geçemeyeceğim. Evet, No:42'yi belki de konsept kılan özellik, bir plak odasına sahip olması. Bu şirin plak odasında gramafonlar, pikaplar ve bir çok sanatçıya ait plaklar bulmanız sizi bir miktar heyecanlandırabilir. Ayrıca buradan plakseverlere belirlenen tarihlerde plak dinleme etkinlikleri de düzenlediklerini şiddetle duyurmak isterim! Sadece plak odasıyla kısıtlanmış bir etkinlik alanından söz etmemiz mümkün değil. Avlusunda düzenli olarak belirlenen tarihlerde canlı müzik, plak dinletileri ve panayırlar da düzenleyerek herkesin keyifli vakit geçirmesine olanak sağlıyor bu şirin işletme. Bu panayırlarda vintage ve retro bir çok eşyayı çok uygun fiyatlara alabilmeniz de mümkün.




     Kahvelerine gelecek olursak; No:42 kahve işinden gerçekten çok iyi anlıyor. Her bir dekorasyonunda, fikrinde ve etkinliğinde sanattan bir çok iz bulabildiğiniz bu işletme, kahvede de yine kendi sanatını yaratmış durumda. Sadece kahvenin lezzeti değil, sunumu da bir o kadar harika. Bambu servislikler, demlikler, şirin atıştırmalıklar ve daha bir çok küçük detayla kahve keyfiniz güzelleştiriliyor. İzmir'de içebileceğiniz nadir iyi kahvelerden birisi bu şirin mekanda bulunuyor. Menülerinde neredeyse her çeşit kahveye ulaşmanız da mümkün.


     Tüm bunların dışında No: 42'nin öyle renkli ve samimi bir avlusu var ki söz etmeden bitirmek olmaz. Bana kalırsa avlunun diğer tüm alanlara göre çok daha iyi hissettiren bir atmosferi var. Ders çalışmak için de kafanızı dinlemek için de arkadaşınızla kahvenizi yudumlayıp sohbetin dibine vurmak için de çok elverişli bir alan yaratılmış. Tuğla duvarlar, rengarenk boyanmış sanat kokan duvarlar, çarpıcı ve şık bir bir No:42 aydınlatması ve rengarenk sandalyeler. Gerçekten çok zevkli bir şekilde tasarlanmış bu avluda oturmaktan büyük keyif alacağınızı size garanti edebilirim.

     Bana kalırsa bir an önce No:42 ile tanışın!



Adres: 1462 sokak no.42 Alsancak, 35140 İzmir